İçimi Seviyorum !
Günlük hayatta birbirimizi hep dış görünüşümüze göre değerlendirdiğimiz için büyük sıkıntılar ve hayal kırıklıkları yaşamışızdır.
Halbu ki düşünüyorumda vücut dediğin nedir ki? Üstü bir deriyle kaplanmış ve üzerine kaş, göz gibi detaylar konularak albenisi arttırılarak ortalığa sunulmuş bir paket. Aslında içinde neler yatıyor neler. İçerdeki uyum esasında dışardaki kılıfa havada basar, ama anlayanabilene daha doğrusu kendini dinleyebilene.
Derinizi birden soysalar şöyle, kasları falan sıyırsalar aşağıya doğru ,bir görseniz bakalım içerde sizin için sabahtan akşama kadar neler çalışıyor. Düşünsenize, hayatımız boyunca pankreasımızı görmeden yaşıyoruz.Merak ediyorum aslında oda benim bir parçam ama daha hiç görmedim. Ve bu pankreas içerde içeride bir şeyler yapıyor benim için sessizce sedasızca hiç şikayet etmeden .Ama sen üzümü yede bağını sorma diyorsan o başka tabi… Mesela ayaktaki yorgunluktan sonra beynin ayağa karasular göndermesi, Allah’ım ne asil ve ne düşünceli bir davranıştır. Düşünsenize beynin “bana ne” dediğini.
Demiyor işte okadar akıllı nalet bir şey işte.
Ama siz ne kadar takıp sallamazsanız bile o belli ediyor orada olduğunu ve sizi el veriyor hiç ummadığınız bir anda.
Diyelimki …
Dostlarınla yaşadığın onca güzelliklerden sonra, bir gün gelipte iyi anıldığında kulakların çınlamıyor mu?
Peki ya eski sevgilini andığında veya çok özlediğinde burnunun direği hiç sızlamaz mı? Kalbin her atışından sonra biraz daha yorulmazmı? O öyle güzel bir kalptir ki, sen uyusanda o uyumaz. Sabaha kadar çalışır durur. Güzel bir kız gördüğünde bozar ritmini daha hızlı atmaya başlar onun için .Belki de hiç görmeyeceği başka bir kalp için.
Ve gördün mü onu ansızın bir köşe başında dizlerinin bağı çözülüverir. Bağla bağlayabilirsen. Biter mi burada her şey? Bitmez. Dilin tutulur konuşamazsın bir daha ki sefere kadar uhte kalır içinde pişmanlıktan. Kaldı mı hiç içinde uhte? Bilir misin onu ordan söküp alacak iyi bir uhteci?
Kötülük yaptın mı hiç? Yapıpta yapmadın mı diyosun yoksa, kendini kandırıyorsun. Vücut onunda çaresini bulmuş .Sızlatıverdin mi vicdanını neye uğradığını şaşırırsın aslına bakarsan içerisi okadar karışık ki sığmıyor bazen dengine atıyo dışarı kendini. Nasılmı?Saçların, tırnakların, çapağın ama en anlamlısı gözyaşların. O çıktı mı dışarı bil ki olay var mahallede yada bir yangın içeride. Söndürmek mi yangını? Çok kolay suyu da hazır hemen yanı başında, e ağlıyorsun ya…
Sana eşlik eden o gözler, senden de vefalıdır. Yalnız kalmak istediğinde bakarsan uzaklara dalar gider senden önce. Gözün görmez hiç bir şeyi damarına bastıklarında. Unutmak istediğinde bağrına taş basarsın.
Korktun mu tüylerini diken diken yapar o vücut. Olanlara şaşırdın mı kanın çekilir. İftiraya mı uğradın anlatamıyor musun derdini; betin benzin atar. Özenirsen ağzının suyunu akıtır. İmrenirsen bir tarafın şişer.
İnsanın konuşmaktan dilinde tükürük bitermiş önce. Yutkunursan boğazında düğümlenir dikkat et. Yutarsan midene oturur, yutmazsan aç kalırsın Açlıktan miden guruldar. Onu da haber verir. Sanki geç kalmışlığını bağıran bir sabah saati gibi. Gece gördüğün kötü rüyayı nasıl anlarsın, sabah dudağındaki uçuktan tabi ki. Boşver sıkma canını bunca şeye, sık dişlerini geçer onlar ki vücudun hamalı. Ya saçların? Onlar anlatmaz mı sana kaçtığın gerçeklerini kestirdikçe uzar inadına ve anladıkça insanları, hainleri, dönekleri, yalancıları atar içine beyazlar; eğer Türk’sen uğraşmaz bu kadar hemen dökülür.
Beynim durdu düşünmekten, ellerim karıncalandı, tabanlarım patladı koşturmaktan, oturmaktan k*çım büyüdü, yemek yedim rehavet çöktü, seni gördüm dilim tutuldu, bağırdım sesim kısıldı, ağladım gözlerim şişti, yoruldum kalbim sıkıştı.
Birde alın varki bu bedende her şey orada gizli. Adamsan alınteri, değilsen yüzkarası, haklıysan alnın açık, şanssızsan bahtın kapalı.
Ne yaparsan yap zaten alnına yazılmıştır bu yazı.
Alın deyip geçme her kırışıklık bir satır başı.
BEYAZIT ÖZTÜRK

BigadicMania
Güzel yazıymış
Yorum — Şubat 28, 2007 @ 8:07 pm